Geri Dönüşüm Bacası
Birkaç gün önce Yusuf Karabulut'tan bir e-posta geldi. Fikrini Paylaş sayfası ile bir fikir paylaşmış.
Şimdiye kadar yalnızca filmlerde gördüğüm, üstelik de sık sık gördüğüm çöp bacalarıyla alakalı bir fikir.

Yusufun fikri bu çöp bacalarını geri dönüşüm bacası olarak kullanmak. Hatta bölümlere ayırıp, farklı türden geri dönüşüm çöplerinin ayrı ayrı toplamak.
Basit, işlevsel ve kullanışlı bir fikir.
Ben fazla fikri bir özet olarak sundum, buradan sonra Yusuf'un anlatımını yayınlayayım:
Fikrim şöyle:
Apartmanların mutfakları, birbiri üstüne olan daireler için, hep aynı tarafta aynı modeldedir. Şimdi apartmanın dışından, mutfak tarafından, büyük bir kanal oluşturulup, aynen balkon altlarındaki su boruları gibi her kattaki boru bir üst kattan gelen atık su borusuna bağlandığı gibi bağlanacak. Yalnız bu kanal kare şeklinde ve içinde 4 yada 5 bölme olacak. Her bölme kağıt, poşet yada naylon atık, cam, demir, bayat ekmek (çöpe çok fazla bayat ekmek atılıyor) vs. ve her bölmenin üstünde atılacağı çöpün resmi yada sembolü olacak. Bu çöp kanalına sadece geri dönüşüm çöpleri atılacak.
Kanallar mutfak balkonların sağına yada soluna monte edilebilir. Mutfakta balkon yoksa duvardan kanalın kullanacağımız kısmı kadar delik açılıp monte edilebilir. En altta da kapalı ve içine bu kanalın ayrılarak girdiği konteynirlar var. Yani kolumuz bu kanalsa; parmaklarımız içinden gecen kanalların ayrıldığı kısmını oluşturuyor.
Bu konteynirler kilitli ve belediye tarafından bir şirkete ihale ile verilmiş olacak. Dolduğunda ihaleyi alan şirket ayrıştırma gereği bile duymadan direk kağıt konteynırını aldığında saf kağıt ve karton almıs olacak. Ekmek ne olacak küflenip gidecek diyeceksiniz. Hayır onları da hayvancılık yapan biri alacak. büyük bir siteden günde bir konteynir ekmektan fazla çıkar.
Unuttuğum birçok teferruat var. Mesela mutfaktaki kapaklı kanal ağızlarının içinde poşetin ağzını sıkıştırdığınız bir aparat olacak. Poşet asılı olarak değil de eğimli bir zeminde askıda olacak. Dolduğu zaman sıkıstırdığınız aparattan çıkartıp ağzını bağlayıp. direk aşağı bırakacaksınız. Bu sayede koku da olmayacak. zaten kapaklar var bir de çöpleri poşetle bağlayıp atıyosunuz.
Bana çok mantıklı geliyor ama insanlar geri dönüşüm için bu kadar para harcamaz gibi. Yalnız belediyeler apartmanlara bunları zorunlu hale getirirse daha mantıklı. Mesela Almanya'nın bazı yerlerinde var diye duymuştum. Her evin çöpü kilitli ve çöpleri geri dönüşüm için ayrı ayrı konteynirlere atıyorsunuz. Çöp verginiz de attığınız çöpe göre değişiyor diye biliyorum.
Etiketler:
Nasıl Patent Tescili Yapılır?
Bugün UzmanTV'de patent konusu ile ilgili videolara rastladım. Patent ve Marka Vekili olan Himmet Öztürk tarafından cevaplanmış 8 güzel soru var.
Patent konusunda detaylı bilgi almak isteyenlere tavsiye ederim.
Özellikle de patent verilecek buluşlarda hangi özellikler aranır videosunu izlemenizi tavsiye ederim. Hatta o videoyu buraya ekliyorum; diğerlerini de aşağıda listeledim.
Konu hakkında cevaplanan 8 soru:
- Patent nedir?
- Patent tescili ne işe yarar?
- Patent tescilinin maliyeti ne kadardır?
- Patent verilecek buluşlarda hangi özellikler aranır?
- Patent tescili başvurusunda hangi belgeler istenir?
- Patent tescili için nasıl bir süreç yaşanır?
- Patent tescili buluş için uluslararası koruma sağlar mı?
- Patent tescilinde hangi sınıflar vardır?
Ayrıca UzmanTV'deki patent etiketine sahip konuların listesini buradan görebilirsiniz.
FikirBulutu'ndaki patent hakkında yazılanlara da buradan ulaşabilirsiniz:
Etiketler:
Yağmur Suyu Kullanımı
Yağmur suyunu kullanmak üzerine bir sürü çalışma var. İçme suyu olarak kullanmak konusunda dahi bir sürü çalışma var. Google resimlerde arama yaparak birçoğuna ulaşabilirsiniz.
Bu yazıda anlatacağım da onların bir türevi diyebilirim. Fakat daha basit, hatta sonradan uygulanması daha kolay:
Yağmur evin çatısına düşer. Yağmur suyu, oluklar ile bir depoya toplanır. Buradan da rezervuarlara (sifonlara) yollanır. Böylece rezervuarlar sifonlarda tasarruf yapmış oluruz.
Yalnız diğer kullanımlardan farklı olarak: depo evin üst katlarında tutulur. Bu sayede suyu pompalamaya gerek kalmaz.
Çeşme suyu ile de gerektiğinde sisteme takviye yapılır. (Bu takviye sistemine de sifonların çalışma şeklini örnek verebiliriz.)
Dediğim gibi bu sadece bir türev. Amaç tasarruf yapmak olduktan sonra; sizin evinize, fabikanıza her hangi bir çalışmayı seçip kullanabilirsiniz.
Fikir için ve fikir konusunda benim hatamı düzelttiği için Osman Urfalıoğlu'na çok teşekkür ediyorum.
Etiketler:
İstanbul'a Deniz Minibüsü
Osman Urfalıoğlu bugün bir fikir daha paylaştı:
İstanbul'da trafiği rahatlatmak adına, denizi kullanabiliriz dedi. Yalnızca boğazda karşıdan karşıya geçmek için değil, her sahil ilçesine bir iskele yapmaktan bahsetti.
Ben İstanbuk'u pek bilmiyorum. Hatta İstanbul'un o karışık trafiğinde de hiç bulunmadım. Bu nedenle anlatımı doğrudan Osman Urfalıoğlu'nun cümleleri ile yapayım:
İstanbul trafiği her geçen gün daha fazla karışıkıyor. Bakıyorum Metrobus yapıldı. Ama var olan yollar iyice daraldı. Üst geçitler arrtı, ama trafiğe daha fazla araç giriş yaptı ve yapmakta. Magnetik ve/veya E-5 üstüne (araya/ortaya) Yaylı tren sistemi istemimiz cevapsız bırakıldı. Alttan kazı işlemleri devam ediyor. Bu kazı işlemleri; zaten trafik felç iken yapıldığı için bir zulum oluyor.
Neden denizlerle çevirili İstanbul'u ille de karadan zorluyoruz.
Artık deniz yollarını güçlendirelim derim:
Deniz hatlarımıza dönüp bakalım. Deniz taksi projesi var. İyi, çok güzel ama erken oldu ve ara geçiş düzeneksiz oldu.
Bunun ön aşaması yani Minibus tekne uygulaması yok. Her yakın mesafeye iskele koyalım. Örnek; Tuzla'ya iki adet küçük iskele koyalım, hem başına, hem sonuna. Kartal'a aynı şekilde; hem başına, hem sonuna.
Bu böylece devam etsin. Her sahil ilçe'sine iki iskele. Ama minibüsler büyükşehire yakışır kalitede olmalı. İnsanımız huzur bulmalı içinde ve güvende hissetmeli kendisini.
Osmanlı dönemindeki İstanbul'a bakın boğaz neredeyse saltanat kayıkları, tekneler ve sandallarla dolup taşarmış. Bilmem onlar mı geri kalmış, yoksa biz mi çok ileri görüşlüyüz?
Eminolun denizde değil karada boğulduk.
Etiketler:
Hasta Uyarı Bileziği
Osman Urfalıoğlu bizimle bir fikrini daha paylaştı. Hastanelerde sıradaki hastayı çağıran güzel bir sistem düşünmüş. Onun anlattığı gibi anlatayım.
Dün özel, lüks görünen bir hastahanedeydim. Arkadaşımın sırası geldi ve adliyedeki gibi ama biraz hafif sesle ismi bekleme salonuna yayıldı. Ben de içimden böyle lüx bir mekana yakışmadı dedim.
Keşke diye söylendim:
Hastaneye özel elektronik bir bilezik olsa. Yüzük gibi birşey de olabilir. Kayıt yaptırılırken bu materyal hastaya verilse. O kişi de hastahane içinde rahat rahat dolaşsa. Kantine gitse, wc'ye gitse vs.
Hastanın sırası gelince; bileziğin küçük ışığı yanıp yanıp sönse, ufaktan bir ses çıkarsa, hatta titreşim verse. Böylece lişi hemen sırasının geldiğini anlar ve gerekli şekilde randevusuna geçiş yapar.
Osman Urfalıoğlu'nun anlattığı bu fikir gerçekten çok güzel. Benim çok hoşuma gitti. Belki her hastane de uygulanmayacak birşey (şimdilik) ama özel hastaneleri de farklı kılacak birşey.
Osman Urfalıoğlu'na çok teşekkür ediyorum. Tekrar hatırlatayım: Siz de fikirlerinizi Fikrini Paylaş sayfası ile paylaşabilirsiniz.
Etiketler:
Oylama Sistemi
Dün FriendFeed'de Teakolik'ten Hamza Şamlıoğlu bir ödüllendirme sisteminden bahsetti. Kurra olmayacak, ödülü alacak kullanıcılar belirli bir sisteme göre seçilecekti. Ben de birkaç görüş paylaşmıştım.
Yorumlar ilerlerken güzel bir ödüllendirme fikri de seçildi.
Bugün, yazdığım yorumu yani kendi önerdiğim ödüllendirme sistemini tekrar düşününce onun da mantıklı, kullanılabilir birşey olduğunu düşündüm.
Tabi kendi fikrim olduğu için de olabilir. Farketmeden böyle birşey yapıyorsam affınıza sığınırım.
Neyse fikrimi buradan paylaşayım dedim belki kullanmak isteyenler çıkar.
- Kullanıcılara (aralarından oyalama yapmak üzere) bir soru sorulur ve cevap yazmaları istenir.
- Ödülü alacaklar, cevabı en çok oylananlar olacaktır.
- Oylama işlemi için cevaplar kullanıcılara rastgele verilir.
- Böylece kullanıcılar kendi cevaplarını oylayamaz ve sisteme hile karışmaz.
- İşte benim fikrim burada geliyor:
Oylanmak için sunulacak girdiler bir kurala göre rastgele çağrılsın diyorum:Eğer kullanıcı aktif bir kullanıcıysa, birçok oylamada bulunmuşsa: arkaplanda kalmış, az oylanan cevaplar ağırlıklı olarak, rastgele bir seçim gösterilsin. Böylece arka planda kalmış cevaplar, aktif kullanıcılarla ön plana çıkartılabilsin.
Pasif veya yeni katılmış kullanıcıysa: gösterilen cevaplar beğenilen ağırlıklı olsun. Bu sayede hem yeni kullancıların beğenilen cevapları tanıma şansları olsun; hem de pasif kullanıcılar, sevilen cevaplarla sisteme bağlanmaya çalışılsın.
Tabi aktif kullanıcıları da uzaklaştırmamak için sürekli arkaplanda kalmış cevaplar değil ama bu cevaplar ağırlıklı olarak sunulsun.
Sonuç olarak rastgele fonksiyonu daha etkin kullanılmış, daha dengeli bir oylama sistemi sunulmuş olur diye düşünüyorum.
Unutmayın! Siz de fikirlerini buraya yazıp, oylama sistemi geliştirmeye ve yeni oylama sistemleri oluşturmaya katkıda bulunabilirsniz.
Etiketler:
Şekerli Çay Kaşığı
Şeker ve çay kaşığı. Ayrılmaz bir bütünler. Madem öyle birleştirelim dedik.
Bir gün kız kardeşim geldi ve FikirBulutu'nda yayınlanmak üzere şeker ile çay kaşığını birleştirme fikrini paylaştı.
Kullan-at çay kaşığını ucunda şekerle birlikte üretip, öyle sunsak dedi.
Fikri beğendik, fakat önce patent başvurusunda bulunalım dedik.
2008 Ağustosunda başvuruda bulunduk, 2009 Ağustosunda sonuçlandı.
Sonuç: Yeni değilmiş, Daha önceden patenti alınmış.
İlk patent başvurumuzun böyle sonuçlanması kötü oldu, ama birçok şey öğrendik. Hatta Patent Almak Nedir? ve Patent Nasıl Alınır? yazıları da bu sayede doğdu.
Yazının bu kısmından sonrasında Şekerli Çay Kaşığı fikrini ve alınmş patentleri tanıtacağım.
Şekerli Çay Kaşığı: Bizim Başvurumuz
Yukarıda da söylediğim gibi, plastik veya ahşap bir kullan-at çay kaşığının ucuna şekeri bütünleşik olarak üretmek istedik.
Şeker mikatarı ayarlaması için farklı çeşitleri yapılır, hepsi bir kabın içerisinde sunulur, isteyen istediğini alır dedik.
Fakat bizden önce yapılan başvurular nedeniyle patent alamadık.
Bizden önce yapılan başvuruları aşağıda tablo halinde göstereyim.







