Cipsinizi Nasıl Yersiniz?
Bu fikri oda arkadaşım benimle paylaştı, ben de şimdi sizinle paylaşıyorum.
Bir cips almıştık. Bana uzattı sen de ye diye. Yok dedim ben yemiycem. Biraz zaman geçti: Bu cips iyi güzel de, insanın elini yağ içinde bırakıyor, buna bir çözüm olsa ya dedi.
Biraz düşünüm ve az önce cipse hayır dediğim nedenlerden en başta geleninin bu olduğunu farkettim. Ayrıca internette bir iki arama yapıp, bu durumdan şikayet edenlerin yalnızca biz olmadığımızı da öğrendim. Kaşıkla yiyenler bile varmış, mesela şu yazıya göz atabilirsiniz.
Neyse; nasıl bir çözüm olabilir dedik ve bu resmi oluşturduk:

Zamanında tasoların yapıldığı gibi esnek ve hafif bir plastikten yapılabilecek üstelik çok da düşük maliyeti olabilecek bir araç diye düşünüyorum.
Nasıl olur bu derseniz, veya cipsin yanında bir de bunu mu versinler derseniz -ki bence demeyin- en azından bir süre verilebilir. Millet sever mi yoksa atıp, eliyle mi yer bakılır. Olmadı cips satan yerlere ayrıca verilir. İsteyenler "Pipet alabilir miyim?" sorusunu bu araca uyarlarak alır ve cipsini rahatça yer.
Özellikle yedikten sonra lavabo, peçete bulması zor olan sinema gibi yerlerde kullanışlı olacağını düşündüğüm bir araç bu. Yağlı elini koltuğun altına silmekten çok daha faydalı olacaktır.
Etiketler:
Değişken Çanta
Çanta alırken genellikle en fazla taşıyacağımız yükü göz önüne alarak tercih yaparız ve geniş bir çanta alırız. Fakat büyük bir çanta alınca ve içine az eşya koyunca ortaya saçma bir görüntü çıkar. Bu yazıda anlatacağım fikrin ortaya çıktığı problem de bu.
Yalnız eğer bir gün kullanıma geçecek olursa; genellikle içinde dosya, kitap taşıyacağımız evrak çantası türündeki çantalara uyarlanması daha kolay olacaktır.
Bir çantanın genişliğini; kalın veya ince olarak ayarlarken önce alt kısmı ele alırız diye düşünüyorum. Çünkü yan kısımlar, biraz daha ince bir kumaştan ve katlanabilir yapılarak alt kısma ayak uydurabilir.
Alt kısım için de; ön ve arka yüzün birbirini çekmesi gerekir diye düşündüm ve birbirini çekmek deyince ilk aklıma gelen mıknatıs oldu. Alt kısma düzgünce yerleştirilmiş güçlü ve küçük mıknatıslarla gerekli çözüm yapılabilir diye düşünüyorum.
Bir de resim çizdim fikri ve mıknatısların dizilişini daha iyi anlatabilmek için: Resim çantanın yanlamasına bir kesitini gösteriyor. Alt kısımda da mıknatıslar gözüküyor.
Çanta, içi boşken resmin solundaki halde duruyor. Siz eşyalarınızı koyuyorsunuz ve mıknatısların gücü yettikçe çanta şeklini koruyor. Eşya sayısı fazlalaşınca ve mıknatısların gücü bu ağırlık karşısında beraber durmaya yetmeyince, çanta resmin sağındaki geniş halini alıyor.

Ayrıca bu mekanizmanın, çantanın bir kenarından öbür kenarına kadar uzamasına gerek olmayacaktır. İki uçtan, iki de ortadan, toplam dört farklı dikey şeride bu mekanizmayı uygulamak yeterli olacaktır.
Etiketler:
Enzo Ferrari ve Hayalleri
Ferrari'nin kurucusu, Enzo Ferrari'nin hayatını anlatan bir film izledim geçen gün. Filmin bir kısmı beni çok etkiledi: Scuderia Ferrari'nin (Ferrari Takımı) kurulduğu kısım. Ve o kısmı burada paylaşmak istedim.
Enzo otomobil yarışlarını bırakır, ama otomobillere delicesine bağlıdır. Bu nedenle otomobil üretmek kararını alır. Fakat depo gibi bir yer ve "Scuderia Ferrari" yazan tabelasından başka bir şeyi yoktur.
Alfa Romeo ile görüşmeye gider. Siz daha fazla satışa odaklanmalısınız, yarış bölümüyle zaman harcamamalısınız. Ben spor araçlar bölümünün tamamını üstelenmek istiyorum der. Üstelik aynı konuşma içerisinde cebinde tek kuruşu olmadığını ama Alfa'yı dünyanın en huzlısı yapabileceğini söyler. Alfa da tabiki dikkate almaz. Alaycı bir şekilde; bize önerebileceğiniz hiç birşey yok der.
Enzo müsade isteyip odanıın dışında bekleyen arkadaşının yanına gider ve: "Başardım, bundan daha istekli olamazlardı. Kontratı imzalamaları uzun sürmez" der. Arkadaşının elindeki projeyi alıp tekrar içeri girer. Projeyi masaya serip; bu kağıttaki kuru laf değil, benim hayatım der.
Alfa yöneticileri tesise ihtiyaç var der. Enzo ise benim var der. İnsan gücünüz var mı peki diye sorarlar.
-- İnanmayacaksınız ama ustalar ve teknisyenlerle birlikte, piyasanın en iyi mühendisi de bende.
-- Mümkün değil. En iyisi Vittorio Jano'dur. Fiat'ta çalışıyor. Bugüne dek ona gerçektende çok iyi tekliflerde bulunduk ama her defasında bizi reddetti.
-- Belki de o tekliflerin hiç birinde hayal olmadığı içindir. Bunu anlamakta zorlanabilirsiniz, ama hayaller bulaşıcıdır.
Enzo tekrar odanın dışına çıkar ve beklemekte olan arkadaşını içeriye alıp: "Beyler, huzurlarınızda Vittorio Jano" der.
Sizinde belki elinizde hiç bişey olmayabilir, o zaman Enzo Ferrari'nin olmadığı gibi. Ama hayalleriniz her zaman olsun ve fikirlerinize yol göstersinler.
Etiketler:
Altyazı Ayarlama Sorunu
Bir film izlemek istiyorsunuz. Kesinlike sorun değil, hemen her yerden film dosyalarına ulaşabiliyorsunuz. Ama uygun altyazıyı bulmak bazen büyük bir sorun olabiliyor. Özellikle de izleyeceğiniz eski bir film ise.
Bilmiyorum sorun ben ve arkadaşlarımda mı ama; üç saniye ileride, iki saniye geride, hangi tuşa basıcam şimdi, ileriye mi, geriye mi diyerek altyazıyı ayarlamaya çalışırken filmin 15 dakikasını izliyoruz. Her zaman olmuyor tabi bu ama sık sık oluyor.
Bu yazıda anlatacağım fikir altyazı ayarlama uğraşılarımız esnasında doğdu. Sanırım güzel de bir çözüm sunuyor. Fikri daha iyi anlatabilmek için bir de resim çizdim. Resme göre anlatayım:

Altyazı Ayarlama Penceresi
Resimde gördüğünüz altyazı ayarlama penceremiz. Sarı çizgi, filmin o anda olduğu yeri gösteriyor. İleri ve geri ifadeleri filmin ilerisini ve gerisini gösteriyor.
Film ilerdekçe, altyazılar aşağı doğru kayıyor. Yukarıdan, daha gösterilmemiş olanlar geliyor.
Ne zaman ki yazacak altyazının altındaki başlangıç çizgisi ile zaman çizgisi (sarı çizgi) kesişiyor; altyazı gözükmeye başlıyor.
Altyazıyı Ayarlamak İçin
Altyazı ayarlayıcının koyu siyah olan kısmını, yani yazıların aktığı kısmı tutup yukarıya ve aşağıya oynatabiliyorsunuz. Bu sayede hem birden fazla altyazıyı aynı anda görerek doğru ayarlamayı yapabiliyorsunuz, hem de film dururken dahi rahatça ayarlama yapabiliyorsunuz.
Önder'in yazdığı yorumdan yola çıkarak, bu kısmı da yazıya ekliyorum:
FPS Ayarlamak
Bazen de filminizin FPS özelliği ile altyazınızınki eş olmaz. Bu durumda film ilerledikçe altyazının kayma süresi artacaktır.
Eğer bu gibi bir durumla karşılaşır ve uyumlu başka bir altyazı bulamazsanız, Subtitle Workshop gibi bir program kullanıp, altyazının FPS özelliğini değişitrmeniz gerekecektir. Böylece altyazınız filminizle aynı senkrona sahip olur. Son olarak genel bir kayma varsa düzeltip, rahatça izleyebilirsiniz.
İşte bu özelliği de altyazı ayarlama aracımızla birleştirebiliriz. Böylece daha kullanışlı bir araca sahip oluruz.
Altyazıyı Filme Göre Adlandırmak
Çoğu kişi bilgisayarını, arşivini düzenli tutmak ister. Adlandırmalar da bu konuda çok önemlidir. Bu nedenle, altyazı ayarlayıcı aracımıza bir de, "Altyazının adını filmin adıyla adlandır" seçeneği ekleyebiliriz.
Basit ve detay bir özellik olabilir ama hoş olacaktır diye düşünüyorum.
Film İzlemek Demişken
Yine benim karşılaştığım bir sorundan yola çıkıp, bir fikir daha vereyim:
Ben internette dolaşırken, veya bilgisayarda yazı yazarken, küçük bir pencerede GOM Player'ı açıp; her zaman üstte moduna alıyorum ve eğlencelik birşeyler izliyorum. Yalnız oynatıcının çerçevesi yüzünden pencerenin boyutu iki katına çıkıyor. Bu yüzden çerçevesiz mod diye birşey olsa güzel olur diye düşünüyorum.
Gerçi bu yazıyı yazmaya başlamadan bir iki saat önce: GOM Player için RF Minimalist diye bir tema buldum. Bu tema benim işimi görüyor. Ama birçok video oynatıcı program var. Bunların da böyle bir çözüme sahip olması güzel olur diye düşünüyorum.
Sizce Bir Video Oynatıcı Nasıl Olmalı?
Siz de fikirlerinizi burada paylaşabilirsiniz. Sizce bu tasarımın eksikleri neler? Altyazı ayarlamak nasıl daha kolay olabilir? Video oynatıcınızda nasıl bir özellik olmasını istersiniz? Bu sorulara yorumlarınızla cevap verebilirsiniz. Ben de daha sonra bunları video oynatıcı yapan firmalara ulaştırmaya çalışırım.
Ayrıca Fikrini Paylaş formu ile FikirBulutu'nda yayınlanmak üzere fikirlerinizi paylaşabileceğinizi unutmayın.
Etiketler:
İtmece
Çekmeceyi bilmeyeniniz yok, çekip açarsınız, itip kaparsınız. Bu yazıda anlatacağım fikri yani itmeceyi ise; hem açmak için hem de kapatmak içinde itmeniz gerekiyor.
Normal çekmecelerin dolabın dışında kalan kısmını, yani kapak kısmını; bir, iki santim itip bırakacaksınız ve o kayarak size doğru gelecek. İşiniz bitince, normal çekmecelerde yaptığınız gibi çekmece gözünü sonuna kadar iteceksiniz, ve kapanacak. Böylece hem basit ve değişik bir tasarıma sahip, hem de kullanışlı bir çekmeceniz yani itmeceniz olacak.
Yapması fazla zor olmayan, ama dayanıklı yapılması gereken bir kilit ve ray mekanizması işi görecektir diye düşünüyorum.
Daha önce buna benzer şeyler yapılmıştı. En belirgini de elektrik anahtarlarında kullanışmıştı. Fakat bir çekmecede uygulanmış olduğunu hiç görmedim. İnternette aradım, yapılmış olduğuna dair birşey bulamadım. Şimde de fikrimi buraya yazıp paylaşıyorum. Siz de yorumlarınızla fikre katkıda bulunabilirsiniz.
Ayrıca internette dolanırken yine otomatik açılan başka bir çekmece çeşidi buldum. Elektrikli ve dokunmatik bir sistem: Grass Sensotronic Akıllı Çekmece
Etiketler:
İnternette Çevirmen Olmak
Kısa bir süre önce Televidyon'u takip etmeye başladım. Çok güzel bir site, herkese tavsiye ederim. Orada, eTohum programında, çok güzel bir video buldum: Krizde evden çalışma yöntemleri. Bir süre üzerinde düşündüm, neler yapılabilir mesela dedim.
Sonra birgün Terminator: Sarah Connor Günlükleri dizisinin altyazısı her zamankinden çok daha geç çıktı, ve ben onun çıkmasını beklerken aklıma böyle birşey geldi. Bahsettiğim videonun içinde de böyle birşey geçiyor, zaten. Bu da biraz onun gibi oldu sanırım.
Aklıma gelen fikir internet üzerinde çevirmenlik yapmak. Üstelik yapabilmek için ihtiyacınız olan yalnızca iki şey var; her iki dili de çeviri yapacak kadar iyi bilmek ve düzgünce kurgulanmış bir internet sitesi. Dil bilmek konusunda birşey diyemem tabi, ama internet sitesi hakkında bazı görüşlerim var:
Öncelikle çeviri yapacağınız dosyayı internet siteniz üzerinden aldığınızı ön plana çıkartmalısınız. Sizi bir çeviri ofisinin internet sitesi sanmamalılar.
Sitede bir form hazırlarsınız: dosyayı yollayan kişinin bilgileri, dosyanın bilgisi (teknik döküman, tıbbi döküman,..), sayfa sayısı, ödeme blgileri vs. Ne zamanki dosyanın çevirisi biter ve çevirinin bittiğini bildiren e-postayı sahibine yollarsınız, o zaman parayı tahsil edersiniz. Bunu da belirtirsiniz.
Ayrıca yeminli çevirmenlik olayını hiçe atmayın, ve dosyaların güvende olacağını özellikle vurgulayın. Gerekirse dosyaları bilmem-kaç-bit korumayla internette taşıyın ve bunu gerektikçe söyleyin.
Güven veren renkler diye bir kavram vardır, bunu kullanın. Biz internette birşey yapmakta uzmanız dercesine bir arayüze/tasarıma sahip olun.
Belki çok çevirmenli bir site yapabilirsiniz. Hatta belki, kullanıcının boşta olan çevirmenlerden istediklerini seçmelerini dahi sağlayabilirsiniz.
Etiketler:
Bayanlara Futbolu Sevdirelim
Dün Türkan Çelenk adlı bir bayan arkadaşımızdan bir posta aldım. Bayanlara maçı sevdirelim demiş, ve alışveriş merkezlerinde açılabilecek, futbol konseptli bir mekan fikri vermiş.
Mekan bir sinema salonu büyüklüğünde. Üstelik de mini stadyum şeklinde. Tam bir futbol havası.
Zaten futbol konu alınarak döşenmiş, lige dair tüm takımların logoları ile donanmış. Lisanslı ürünlerin satıldığı standlar da yer alıyor. Yeşil ağırlıklı bir ortam yani. Mesela görevlilerin tişörtleri yeşil saha desenli.
İddaa oynayabiliyorsunuz. Her büyük boy menü alana 2 liralık iddaa kuponu bedava mesela.
Üstelik bu futbol ortamı oluşturulurken, bir ev ortamı havası da korunmaya çalışılmış; koltuk, kanepe, televizyon. Bireysel olduğu gibi localara benzer şekilde aile yerleri de bulunuyor.
Amaca gelince, maç izlemeyi sevmeyen birçok kişi var, özellikle bayan. İş böyle olunca bir alışveriş merkezine gidildiğinde; maç izlenebilecek mekanların olması, hem sevenlerin hem de sevmeyenlerin çıkarına olacaktır. Üstelik bayanlar giremez havası vermeyen, bir aile mekanı olarak.
Bu durumda ne olur? O mekanda gidilir, yemek yenir edilir. Daha sonra isteyen kalır maçı seyreder, isteyen arkadaşlarıyla muhabbet eder, veya gider alışveriş yapar, olmadı sinemaya girer. Daha sonra buluşma mekanı yine orası.
Böylece futbolu sevmeyenler de futboldan soğutulmamış olur, hatta yavaş yavaş ısındırılır da.
Bu fikri yayınlarken ben de kendi notumu düşmek istiyorum:
Ben maç izlemeyi sevmeyen birisiyim. Yalnız futbolun -abartılmadıkça- çok güzel etkinlik olduğunun da farkındayım. Bir takımı tutmak, onu desteklemek, gerek onunla üzülüp gerek sevinmek insanı rahatlatır. Desteklediğin şey hakkında muhabbet etmek bile hoştur.
Yalnız futbolda rahatlatıcı birşey daha vardır; izlemek. Çünkü izlerken sinirlenilir, öfkelenilir, ve tüm o öfke anında televizyona dökülür, bu da izleyen kişiyi rahatlatır. Fakat bunu yapan erkekler, eşlerinin veya sevgililerinin kendilerini bu şekilde görmelerini istemezler ve bu nedenle bayanlarla maç izlemeyi sevmezler. Tabi herkes için doğru değil bu dediğim.
Bu fikri yayınlarken, bayanların bunun farkında olmasını isterim. Bu rahatlama biçimini bayanlardan uzak tutmaya çalışmanın yanında; taraf olmanın, takım tutmanın verdiği hissiyatı onlarla paylaşmak isterim. Böyle futbol konulu mekanlarla ve mini stadyumun içerisinde yapılan etkinliklerle, bunun başarılabileceğini düşünüyorum.
Türkan Çelenk'e fikrini FikirBulutu ile paylaştığı için çok teşekkür ediyorum. Siz de fikirleriniz paylaşmak isterseniz Fikrini Paylaş sayfasını kullanabilirsiniz.
Ayrıca böyle bir mekanda neler yapılabilir, nasıl etkinlikler düzenlenebilir sorularına cevaplarınızı yazıya yorum olarak yazabilirsiniz.







