Tasarım

Cipsinizi Nasıl Yersiniz?

- 19 Oca 2009

Bu fikri oda arkadaşım benimle paylaştı, ben de şimdi sizinle paylaşıyorum. 

Bir cips almıştık. Bana uzattı sen de ye diye. Yok dedim ben yemiycem. Biraz zaman geçti: Bu cips iyi güzel de, insanın elini yağ içinde bırakıyor, buna bir çözüm olsa ya dedi. 

Biraz düşünüm ve az önce cipse hayır dediğim nedenlerden en başta geleninin bu olduğunu farkettim. Ayrıca internette bir iki arama yapıp, bu durumdan şikayet edenlerin yalnızca biz olmadığımızı da öğrendim. Kaşıkla yiyenler bile varmış, mesela şu yazıya göz atabilirsiniz.

Neyse; nasıl bir çözüm olabilir dedik ve bu resmi oluşturduk:

Zamanında tasoların yapıldığı gibi esnek ve hafif bir plastikten yapılabilecek üstelik çok da düşük maliyeti olabilecek bir araç diye düşünüyorum. 

Nasıl olur bu derseniz, veya cipsin yanında bir de bunu mu versinler derseniz -ki bence demeyin- en azından bir süre verilebilir. Millet sever mi yoksa atıp, eliyle mi yer bakılır. Olmadı cips satan yerlere ayrıca verilir. İsteyenler "Pipet alabilir miyim?" sorusunu bu araca uyarlarak alır ve cipsini rahatça yer.

Özellikle yedikten sonra lavabo, peçete bulması zor olan sinema gibi yerlerde kullanışlı olacağını düşündüğüm bir araç bu. Yağlı elini koltuğun altına silmekten çok daha faydalı olacaktır.

Değişken Çanta

Çanta alırken genellikle en fazla taşıyacağımız yükü göz önüne alarak tercih yaparız ve geniş bir çanta alırız. Fakat büyük bir çanta alınca ve içine az eşya koyunca ortaya saçma bir görüntü çıkar. Bu yazıda anlatacağım fikrin ortaya çıktığı problem de bu.

Yalnız eğer bir gün kullanıma geçecek olursa; genellikle içinde dosya, kitap taşıyacağımız evrak çantası türündeki çantalara uyarlanması daha kolay olacaktır.

Bir çantanın genişliğini; kalın veya ince olarak ayarlarken önce alt kısmı ele alırız diye düşünüyorum. Çünkü yan kısımlar, biraz daha ince bir kumaştan ve katlanabilir yapılarak alt kısma ayak uydurabilir. 

Alt kısım için de; ön ve arka yüzün birbirini çekmesi gerekir diye düşündüm ve birbirini çekmek deyince ilk aklıma gelen mıknatıs oldu. Alt kısma düzgünce yerleştirilmiş güçlü ve küçük mıknatıslarla gerekli çözüm yapılabilir diye düşünüyorum.

Bir de resim çizdim fikri ve mıknatısların dizilişini daha iyi anlatabilmek için: Resim çantanın yanlamasına bir kesitini gösteriyor. Alt kısımda da mıknatıslar gözüküyor.

Çanta, içi boşken resmin solundaki halde duruyor. Siz eşyalarınızı koyuyorsunuz ve mıknatısların gücü yettikçe çanta şeklini koruyor. Eşya sayısı fazlalaşınca ve mıknatısların gücü bu ağırlık karşısında beraber durmaya yetmeyince, çanta resmin sağındaki geniş halini alıyor. 

Değişken Çanta

Ayrıca bu mekanizmanın, çantanın bir kenarından öbür kenarına kadar uzamasına gerek olmayacaktır. İki uçtan, iki de ortadan, toplam dört farklı dikey şeride bu mekanizmayı uygulamak yeterli olacaktır.

Altyazı Ayarlama Sorunu

- 26 Ara 2008

Bir film izlemek istiyorsunuz. Kesinlike sorun değil, hemen her yerden film dosyalarına ulaşabiliyorsunuz. Ama uygun altyazıyı bulmak bazen büyük bir sorun olabiliyor. Özellikle de izleyeceğiniz eski bir film ise.

Bilmiyorum sorun ben ve arkadaşlarımda mı ama; üç saniye ileride, iki saniye geride, hangi tuşa basıcam şimdi, ileriye mi, geriye mi diyerek altyazıyı ayarlamaya çalışırken filmin 15 dakikasını izliyoruz. Her zaman olmuyor tabi bu ama sık sık oluyor.

Bu yazıda anlatacağım fikir altyazı ayarlama uğraşılarımız esnasında doğdu. Sanırım güzel de bir çözüm sunuyor. Fikri daha iyi anlatabilmek için bir de resim çizdim. Resme göre anlatayım:

Altyazı Ayarlama Penceresi

Resimde gördüğünüz altyazı ayarlama penceremiz. Sarı çizgi, filmin o anda olduğu yeri gösteriyor. İleri ve geri ifadeleri filmin ilerisini ve gerisini gösteriyor.

Film ilerdekçe, altyazılar aşağı doğru kayıyor. Yukarıdan, daha gösterilmemiş olanlar geliyor.

Ne zaman ki yazacak altyazının altındaki başlangıç çizgisi ile zaman çizgisi (sarı çizgi) kesişiyor; altyazı gözükmeye başlıyor.

Altyazıyı Ayarlamak İçin

Altyazı ayarlayıcının koyu siyah olan kısmını, yani yazıların aktığı kısmı tutup yukarıya ve aşağıya oynatabiliyorsunuz. Bu sayede hem birden fazla altyazıyı aynı anda görerek doğru ayarlamayı yapabiliyorsunuz, hem de film dururken dahi rahatça ayarlama yapabiliyorsunuz.

Önder'in yazdığı yorumdan yola çıkarak, bu kısmı da yazıya ekliyorum:

FPS Ayarlamak

Bazen de filminizin FPS özelliği ile altyazınızınki eş olmaz. Bu durumda film ilerledikçe altyazının kayma süresi artacaktır.

Eğer bu gibi bir durumla karşılaşır ve uyumlu başka bir altyazı bulamazsanız, Subtitle Workshop gibi bir program kullanıp, altyazının FPS özelliğini değişitrmeniz gerekecektir. Böylece altyazınız filminizle aynı senkrona sahip olur. Son olarak genel bir kayma varsa düzeltip, rahatça izleyebilirsiniz.

İşte bu özelliği de altyazı ayarlama aracımızla birleştirebiliriz. Böylece daha kullanışlı bir araca sahip oluruz.

Altyazıyı Filme Göre Adlandırmak

Çoğu kişi bilgisayarını, arşivini düzenli tutmak ister. Adlandırmalar da bu konuda çok önemlidir. Bu nedenle, altyazı ayarlayıcı aracımıza bir de, "Altyazının adını filmin adıyla adlandır" seçeneği ekleyebiliriz.
Basit ve detay bir özellik olabilir ama hoş olacaktır diye düşünüyorum.

Film İzlemek Demişken

Yine benim karşılaştığım bir sorundan yola çıkıp, bir fikir daha vereyim:

Ben internette dolaşırken, veya bilgisayarda yazı yazarken, küçük bir pencerede GOM Player'ı açıp; her zaman üstte moduna alıyorum ve eğlencelik birşeyler izliyorum. Yalnız oynatıcının çerçevesi yüzünden pencerenin boyutu iki katına çıkıyor. Bu yüzden çerçevesiz mod diye birşey olsa güzel olur diye düşünüyorum.

Gerçi bu yazıyı yazmaya başlamadan bir iki saat önce: GOM Player için RF Minimalist diye bir tema buldum. Bu tema benim işimi görüyor. Ama birçok video oynatıcı program var. Bunların da böyle bir çözüme sahip olması güzel olur diye düşünüyorum.

Sizce Bir Video Oynatıcı Nasıl Olmalı?

Siz de fikirlerinizi burada paylaşabilirsiniz. Sizce bu tasarımın eksikleri neler? Altyazı ayarlamak nasıl daha kolay olabilir? Video oynatıcınızda nasıl bir özellik olmasını istersiniz? Bu sorulara yorumlarınızla cevap verebilirsiniz. Ben de daha sonra bunları video oynatıcı yapan firmalara ulaştırmaya çalışırım.

Ayrıca Fikrini Paylaş formu ile FikirBulutu'nda yayınlanmak üzere fikirlerinizi paylaşabileceğinizi unutmayın.

İtmece

- 20 Ara 2008

Çekmeceyi bilmeyeniniz yok, çekip açarsınız, itip kaparsınız. Bu yazıda anlatacağım fikri yani itmeceyi ise; hem açmak için hem de kapatmak içinde itmeniz gerekiyor.

Normal çekmecelerin dolabın dışında kalan kısmını, yani kapak kısmını; bir, iki santim itip bırakacaksınız ve o kayarak size doğru gelecek. İşiniz bitince, normal çekmecelerde yaptığınız gibi çekmece gözünü sonuna kadar iteceksiniz, ve kapanacak. Böylece hem basit ve değişik bir tasarıma sahip, hem de kullanışlı bir çekmeceniz yani itmeceniz olacak.

Yapması fazla zor olmayan, ama dayanıklı yapılması gereken bir kilit ve ray mekanizması işi görecektir diye düşünüyorum.

Daha önce buna benzer şeyler yapılmıştı. En belirgini de elektrik anahtarlarında kullanışmıştı. Fakat bir çekmecede uygulanmış olduğunu hiç görmedim. İnternette aradım, yapılmış olduğuna dair birşey bulamadım. Şimde de fikrimi buraya yazıp paylaşıyorum. Siz de yorumlarınızla fikre katkıda bulunabilirsiniz.

Ayrıca internette dolanırken yine otomatik açılan başka bir çekmece çeşidi buldum. Elektrikli ve dokunmatik bir sistem: Grass Sensotronic Akıllı Çekmece 

Daha Kullanışlı Ocaklar

Bazen arkadaşlarımla beraber, yurdun mutfağında kendi yemeğimizi pişiriyoruz. Yemekhanene yemeklerinden çok daha güzel ve zevkli oluyor. Ama bahsedeceğim şey bu değil. Bu yazıda bahsedeceğim fikirler mutfakta aklıma gelince, konuyu oradan açmak istedim. 

Bizim mutfaklarımızda ocakların iki ısıtma yeri var. İkisi arka arkaya. Aslında normal birşeymiş gibi gözüküyor, ama inanın öyle değil. Öndekinde pişen birşey varken, arkadakiyle uğraşmak epey bir zor oluyor ki ısıtma alalarının büyüklükleri farkı nedeniyle bunu sık yaşıyoruz. Üstelik okulda, bundan yakınanların sadece biz olmadığımızı öğrendim. 

Ben her bu durumla karşılaştığımda niye bunları yanyana koymamışlar ki diye soruyorum. Bulabildiğim tek cevap; yerden tasarruf etmek için, kullanışlılığı azaltmak.

Birgün biz yine yemek yapıyorduk ve ben yine aynılarını düşünüyordum, aynı soruyu soruyordum. Ama bu sefer daha farklı birşey oldu. Problem bana bir fikirle geri döndü. Gerçi bizim sorunumuza çözüm olan bir fikir değil, daha genel bir fikir. Hatta iki fikir:

Dönebilen Ocak

Normal ocakları bilirsiniz. Dört farklı büyüklükte ısıtma yerleri olur. Gerekli büyüklükte olanını seçersiniz, yakarsınız ve yemeğinizi pişirmeye başlarsınız. Yalnız bazen bizim yaşadığımız sorunla siz de karşılaşırsınız: önde kaynayan birşey varken arkadakiyle uğraşırsınız. Belki fazla uzun sürmeyebilir uğraşınız ama bunun sıkıntısını çekersiniz. 

Bu fikirde öngördüğüm şey dönebilen bir ocak. Uğraştığınız yemeği kolayca önünüze çekebilmeniz için.  

Öncelikle daha çok kazaya yol açabileceğini düşünülebilir. Ben ilk bunu düşündüm, ama sonra farkettim ki normal ocaklarda da az önce bahsettiğim problem kazalara kolayca yol açabiliyor.

Dönebilen bir ocakta alabileceğiniz dikkat etmeniz gerekenler neler? Saplı tava ve tencerelerle, altı yamulmuş tava ve tencereler. Bunların dışında yapılabilecek diğer şeyler, üreten firmaya kalıyor. 

Mesela ocağın dönen kısmının gerekli düğmeyle döndürülmesi, bunun dışında her zaman frenli halde bulunması. Belki de müşteri kitlesini değiştirmek için, üst düzey ürünler arasına alınması.

Artistik bir ürün olabileceğini söylemeliyim.

Üzerindeki Kabı Algılabilen Ocak

Fikri anlatmadan önce Microsoft Surface'a deyineyim. Ekranı olan kısmına yani camına değen herşeyi algılayabilen bir bilgisayar. Yalnız herşeyi, hatta başka bir camı bile. Bir yandan görüntüyü cama yansıtırken, bir yandan da içerden kameralarla camı izleyip nerelere dokunulduğunu algılayabiliyor.

Bilmiyorum, bu bir ocak için ne kadar uygulanabilir. Ama eğer uygulanırsa çok değişik bir ürün ortaya çıkar. Siz sadece tencerenizi üstüne koyarsınız, o nereye koyduğunuzu anlar, boyutunu bilir ve ona göre ısıtır.

Çok değişik birşey olur bence. Olası tek sorunu, üzerine koyduğunuz plastik tavayı dahi ısıtmak istemesi olur sanırım ki bir şekilde aşılabileceğini düşünüyorum.

Ağırlık kontrolü. Üzerine birşey konduğunda ısıtmaya başlamadan önce 10 saniye hem ışıklı, hem sesli uyarı. Türetilebilir tabi.

Daha Güzel Sunumlar İçin

- 31 Eki 2008

Derslere gelen hocalarımızı izledikten sonra aklıma gelen fikirleri yazacağım bu sefer. Yalnız önce hocalarımın dersi nasıl işlediğini biraz anlatmaya çalışayım. 

Sınıflarımızda projeksiyon aletleri bulunur. Hoca derse gelir, ilk işi projeksiyonun kumandasını bulup, projeksiyonu çalıştırmak olur. Sonra parmak belleğini kürsüde bulunan bilgisayara takıp, gerekli sunumu açar. Bir elinde lazeri, diğerinde kalemleri dersi anlatmaya başlar. Bir yandan anlatır, bir yandan da tahtaya yazar. Bazen acayip durumlar da olur. Anlatımını bir anda bırakır, kürsüye doğru hızlıca gidip slaytı değiştirir ve kaldığı yerden devam ederler.

Bunları görünce aklıma üç tane fikir geldi. Araştırdım ve bu fikirlerden ikisinin yapılmış olduklarını öğrendim. Ben yine de, fazla bilinmediklerini gördüğüm için bu fikirlerden de bahsedeceğim. En azından vurgulamış olayım. Belki göz önüne çıkmalarına yardımcı olurum.

Kablosuz Fare + Sunum Aracı + Parmak Bellek

Microsoft zamanında, kablosuz fareyle, sunum aracı birleştirmişti. Bunun kimileri için kullanışlılığı artıracağını, kolaylık sağlayacağını düşünüyorum.

Bu fareyi hocalarımızın elinde hayal ederek başladım, gerçekten bir miktar kolaylık sağlıyor. Hoca dersine, parmak belleğini ve farenin kablosuz alıcısını bilgisayara takarak başlıyor. İşte benim aklıma tam bu noktada bir fikir geldi:

Zaten kablosuz alıcıyı bilgisayara takıyoruz; parmak belleği de alıcının içine gömsek, kullanışlılığı artırmış oluruz dedim. 

Kirli Çamaşır Kutusu

- 09 Eki 2008

Öğrencilikte çamaşır işi zordur. Daha doğrusu yurtta kalıyorsanız ve kirli çamaşırlarınızı kendiniz temizliyorsanız zordur.

Size küçük bir oda verilir ve herşeyiniz o oda veya o odada olur. Tabi kirlenmiş çamaşırlarınız da. Üstelik de ev gibi bir yer değildir orası, bir elbise evdekinden daha fazla kirlenir. Mesela: Bütün gün ayakkabıyla dolaşmışsınız; çoraplar pis ve kokuyor. Maç yapıp gelmişsinizdir; forma leş gibi.

Kirli eşyaları biriktirmek için en çok kullanılan yöntem: poşet torbalarda saklamak. Fakat bence bu güzel bir yöntem değil. Çünkü torba dolabınızda açılıp diğer bütün temiz eşyalarınızı kokutabilir. Ayrıca eğer nemli (terli) bir elbisenizi oraya attıysanız ve uzun zaman almadıysanız, elbiseleriniz küflenmeye başlayabilir.

Çamaşır sepeti satın alabilirsiniz, (file şeklinde olanları yaygınlaştı bizim yurtta bu aralar) fakat bu sepetler genellikle büyük ve delikli oluyor, ve özellikle delikli oluşu az önce söylediğim koku sebebinden dolayı çamaşır sepetlerini yurt odalarında kullanışsız kılıyor.
Birden fazla kişi ortaklaşa alırsa daha kullanışlı olacaktır tabi, hem böylelikle çamaşırlar daha çabuk birikip daha kısa zamanlarda yıkanacaktır.

Benim kullanışlı olduğunu düşündüğüm fikir: itme kapaklı çöp kovaları. İtme kapaklı çöp kovalarını bilirsiniz, resimde de görüyorsunuz zaten.

Bu çöp kovaları dar ve uzunlar. Ayrıca ne rutubet veya küf yapacak kadar deliksiz, ne de kokuyu dışarı yayacak kadar delikliler. Bu nedenle kirli çamaşır sepeti olarak, itme kapaklı çöp kovası daha kullanışlı olacaktır diye düşünüyorum.

Ben çamaşırlarımı oda arkadaşlarımla beraber yıkadığım için normal bir sepet beni idare ediyor. Ama yine de sırf o sepet yüzünden odanın sürekli havalandırılması gerekiyor. Eğer çamaşırlarımı tek başıma yıkayacak olsaydım (Kafama uymayan arkadaşlarla bir odaya çıkmak zorunda kalsaydım) bu çöp kovalarından alacaktım bir tane. Zaten bu ihtimali düşününce, fikir aklıma geldi: Yani Problem > Çözüm

Data Recovery Software